Ana Sayfa
Haberler/Video
Basında ARGE
Global Compact Türkiye Dünyaya Ufuk Açıyor

1Küresel ölçekte sürdürülebilirlik çalışmaları açısından en önemli ve yaygın yapılardan biri UN Global Compact (BM Küresel İlkeler Sözleşmesi – UNGC).

Kurumların kendi istekleriyle üye oldukları ve raporlama yaptıkları ama özgün mekanizmasıyla birçok kurumu dönüştürme konusunda oldukça maharetli olan UN Global Compact’in Türkiye sekretaryasını 2012 yılından bu yana TÜSİAD ve TİSK ortaklaşa üstlenmiş durumda. Kurumun, Türkiye macerasının başından beri liderliğini üstlenen Dr. Yılmaz Argüden’in kısa bir zaman önce Global Compact Dünya Ulusal Ağlar Başkanı seçilmesi de gerçekten takdire ve ilgiye değer. Hal böyle olunca, UNGC’nin bugününü ve yarınını konuşmak üzere kayıt cihazımızı Dr. Argüden’e tutmak da şart oldu. Söyleşi de gösteriyor ki, bu alanda önümüzdeki dönemde önemli gelişmeler göreceğiz. Sürdürülebilirlik çalışmaları için oldukça iyi bir işaret…

Yılmaz Bey bize biraz UN Global Compact’ın genel hikâyesini aktarabilir misiniz?
UN Global Compact’in (BM Küresel İlkeler Sözleşmesi – UNGC) nüvesi, dönemin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 1999 yılında Davos’ta yaptığı konuşmada açıklandı aslında. Annan, bu konuşmasında kısaca şunu diyordu: “Dünyanın daha yaşanabilir bir yer olmasını istiyorsak, bu sorumluluğu sadece devletin üzerine bırakamayız. Bu sorumluluğu, şirketler, sivil toplum örgütleri, devletler ve bireyler, yani herkes üstlenmeli. Bu saptama, son derece önemliydi. Ardından “ne yapacağız?” sorusu ortaya çıktı. Nihayetinde BM’nin devletler üzerinde bile bir yaptırımı yok. Şirketleri, kurumları nasıl bu sürece dahil edecekti? Bunun üzerine şöyle bir yol bulundu: Biz, insanların kendi gönüllülük esaslarıyla dahil oldukları temel bir “Compact”, yani bir sözleşme hazırlayalım. Oturuldu, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele gibi dört temel alanda 10 temel ilke belirlendi ve kurumların başındaki insanlardan, bu 10 ilke üzerine her yıl neler yaptıklarını raporlamaları istendi. Bu ilkelere imza atan ve her yıl bu raporlamayı yapan her kurum UNGC’nin üyesidir. Bu raporlamanın dış denetimden geçip geçmediği, doğru veya yanlış olması, hangi seviyelerde hedefler koyduğu, bunların hepsi raporlayanın kendi bileceği iş. İlk bakışta son derece kolay ve etkisiz gözüküyor değil mi?

Evet, öyle gözüküyor. Sanki herkesin kolayca yapabileceği bir taahhüt gibi…
Ama bakın şimdi bunun ne kadar etkili bir yöntem olduğunu anlatayım. Herhangi bir standart veya yaptırım koymaya kalksanız, İsviçre’deki veya Hindistan’daki şirketlerin bu taahhüt karşısında duruşları da farklı olacaktır. Bir KOBİ ile uluslararası bir şirketin standartları ve dolayısıyla aksiyon alma güçleri farklı olacaktır. Sektörler arası farklılık bu sözleşme karşısında farklı tavırlar alınmasını getirebilir. Kapsayıcı olması için herhangi bir standart koymak, bütün bu farklı konumdaki yapıların sözleşmeye dahil olmasını engelleyebilirdi. Dolayısıyla herkesin kendi hedefini belirlemesi, sorumluluğu kendinin üstlenmesini sağlayacaktır. Global Compact, “sorumluluğu herkesin kendi sırtına yüklemiş oldu”. Bu tür bir sözleşme, herkesin becerebileceği hedefler belirlemesine yol açtı.

Peki, işliyor mu mekanizma?
Tabii çok iyi işliyor. Birincisi, herkese tek ve ortak bir hedef koymaktansa, herkesin kendi hedefini koymasını sağlamak çok daha etkili oldu. İkincisi, bunun kurumun en üst birimi olan CEO tarafından imzalanmasını sağlamak, kurumun kaynakları doğrultusunda bu konuya odaklanmasını getiriyor. Ayrıca hedeflerin CEO’nun kendi iş stratejileriyle uyumlu olmasını zorunlu kılıyor. Herhangi bir kurum tarafından denetlenip denetlememesinden bağımsız olarak, verilen tüm karar, taahhüt ve ilerleme raporlarının kamuoyuna açık olması da, mecburen açıkladıklarının “doğru” olmasını gerektiriyor. Yalan söyleyen hiç kimse olmadığını söyleyemem ama yalan söylemenin oldukça zor ve riskli olduğunu söyleyebilirim çünkü bu bilgiler kamuoyuna açık; herhangi bir kurum, STK veya kişi alıp bu bilgilerin doğruluğunu sınayabilir ve kamuoyuyla paylaşabilir. Kurumun başındaki adam, altına kendi imzasını atarak kamuoyuna yalan söyleyemez…

Pek tercih edeceği bir şey olmaz…
Evet, en azından pek tercih edeceği bir şey olacağını sanmıyorum ben de (Gülüşmeler). Bir de bu CEO dediğimiz insanlar doğal olarak çok rekabetçi yapıya sahipler, dolayısıyla her sene aynı şeyi yapıyorum diye rapor hazırlamak istemezler; her sene daha iyisini nasıl yapabilirim diye düşünürler. Daha iyisini yapmaya çalışırken de, diğer şirketlerin; rakiplerinin ne yaptığını öğrenmek istiyorlar. Ve böylece, bu kamuoyuna açık bilgilerden yararlanıyorlar ve öğrenme hızı müthiş artıyor. Benim komşum ne yaptı diye, benzer şirketlerin raporlarını alıp inceliyorlar. En iyilerini inceliyorlar ve öğrenmeye çalışıyorlar. Şimdi ilk akla geldiği gibi, belirli bir taahhüt, mesela %20 karbon salımı indirim taahhüdü konsaydı ne olurdu: Hemen bir mühendise delege edilirdi iş ve “aman bunun altına düşme, üstüne çıkmak için de uğraşma” denirdi. O görev yerine getirilir ve CEO, o rapora bakmazdı bile. Ama şimdi CEO altına imza atacağı için, “Bir dakika, neden daha iyisini yapmıyoruz ki?” sorusunu soruyor. Dolayısıyla yaptırımı çok az gibi görülen ama son derece etkili bir metot ortaya çıkmış oldu.

Bence çok akıllıca bir yöntem geliştirilmiş…
Bence de. Tamamen bilinçli ve bütün bu konuştuklarımız düşünülerek mi dizayn edildi bilmiyorum, emin değilim ama sonuç iyi oldu. Zaten bu yöntem biraz da zorunluluklardan ortaya çıktı aslında. BM’nin dünyanın her tarafındaki, yüzbinlerce şirketi denetleyecek ne kaynağı, ne de personeli var. Yani şartlar ve kısıtlar belirledi biraz da UNGC’nin çalışma metodolojisini ve mantığını… Peki, bu metodolojinin sonuçları ne oldu? Nasıl bir yaygınlık kazandı Global Compact? Bugün 12 bini aşkın üyesiyle, dünyanın en büyük sürdürülebilirlik platformu UN Global Compact. 14 sene içinde böyle bir büyüme yaşandı. Tabii üyelikleri düşenler de oldu zaman içinde. EKOIQ olarak haberlerini de yaptınız, raporlama yapmayan şirketlerin üyelikleri düşürüldü.

Evet, bir iki sene önce böyle bir temizlik yaşandı…
Evet, öyle oldu. Birkaç yıl boyunca raporlama yapmayan şirketlerin kayıtları silindi. Zaten UNGC’nin tek yaptırımı bu. Böyle sorunların yaşanması da doğal.

Evet, kısıtlı kaynaklarla bu kadar hızlı ve etkili bir büyüme sağlayan stratejinin böyle yan kayıplarının olması doğal aslında…
Evet bu, bütün dünyada ve Türkiye’de de yaşandı. Tabii bu sorunların en aza indirgenmesi için de çalışmalarımız sürüyor. Bu arada zaman içerisinde ülkelerdeki üye sayılarının artması sonucu, ülke ağları kurulmaya başlandı. Bu, UNGC’nin gelişiminde yeni bir aşama aslında. Bugün yaklaşık 100’den fazla ülkede UNGC’nin böyle Ulusal Ağları var. Bu kadar çok ağ da oluşunca, bunlar arasında nasıl bir iletişim ve işbirliği mekanizması kurulabileceği üzerine bir çalışma başlatıldı. Geçtiğimiz sene dünya çapında çeşitli ağların bölgelere dağıtılarak listelendiği 7 bölge tanımlandı. Her bölge temsilcisi, bu ağların üyeleri tarafından seçildi. Bu bölgesel temsilciler de kendi aralarında bir başkan seçerek, bu kişinin Ulusal Ağları temsilen UNGC’nin Yönetim Kurulu’nda temsil edilmesine karar verildi. O göreve de, Türkiye Ağı’nın temsilcisi olarak ben seçildim. Türkiye ağı olarak, yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeye ve bunların yöntemini, mantığını çok iyi bir şekilde raporlamaya, örnekler yaratmaya öncelik veriyoruz. Çalışmalarımızı, UNGC ağlarının tüm toplantılarında aktarmaya çalışıyoruz. En önemlisi yaptıklarımızı neden, nasıl ve hangi araçlarla yaptığımızı anlatmamız dünyadaki diğer UNGC ağları tarafından takdir görüyor. Bu göreve seçilmemizin nedeni de zaten bu…

Deneyim biriktirme ve paylaşmanın önemi ortaya çıkıyor burada herhalde.
Evet. Peki, ne gibi deneyimler yaşadık ve aktardık? Yani Türkiye GC ulusal Ağı olarak ne yapıyoruz? Biz birkaç yıldır yeni bir yayılım stratejisi geliştirdik. Bunlardan birincisi Sektrörel Yayılım Stratejisi dediğimiz sektörel bazlı bir stratejiydi. UNGC, genel olarak herkesi sürece dahil etmeye çalışan bir organizasyon; sektör bazlı bir çalışması yok. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, insan az kaynakla daha yaratıcı oluyor. Global Compact Türkiye olarak büyük olanaklarımız ve kaynaklarımız yok. Biz de rekabetçiliğin çok daha olumlu bir şekilde kullanılabileceğini düşünerek sektörel yayılım stratejisini devreye soktuk. Her sektörde kendi ilişkilerimizi devreye sokarak işe başladık. Sonrasında sektörel derneklerin ilişki ve olanaklarını harekete geçirdik. Aynı sektörde çalışmalara başlayan bir firma, diğer firmaların da harekete geçmesini sağladı. “Aman biz geride kalmayalım” duygusu önemlidir. Rekabetçilik ivmesinin yanı sıra, ortak çözümler yaratabilme olanağı da Global Compact Türkiye’nin sektörel gelişiminde önemli bir rol oynadı. Sözgelimi ilaç sektöründe, tehlikeli atıkların bertarafı konusu önemliydi. Her firmanın bu sorunu tek tek çözmek yerine ortak çözümler üretmesi çok daha etkili oluyor. Bu sektör bazlı çalışma, ilaç sektöründe tüm dünyada 84 UNGC üyesi firma varken, Türkiye’den 34 imzacı firmayı birlikte getirdi UNGC’ye. Ve bu çalışma, UNGC çapında küresel ölçekte en iyi uygulamalardan biri seçilmeyi başardı.

Geçtiğimiz sene içinde yeni bir stratejiyi de harekete geçirmeye başladık. Dünyada 12 bin üye iyi gibi gözükebilir ama milyonlarca firma olduğunu düşünürsek daha gidilecek çok yol olduğu görülür. Genişlemeyi hızlandırmak için teşviklerin gerektiğine karar verildi ama UNGC’nin kendi örgütlenmesi için bile kaynakları çok sınırlı; firmalara artı bir katkı yapması söz konusu değil. Bu noktadan hareketle, hangi mekanizmaların içine bu ilkeleri yedirirsek, teşvikler artar diye düşündük ve üç tane tabii ortak belirledik. Onlara “Tabii Ortak” diyoruz çünkü onların çıkarlarıyla bizim çalışmalarımızın birebir örtüştüğü kanısındayız. Bunlardan birincisi bankacılık sektörü. Bankaların kredi verirken bu ilkeler doğrultusunda karar vermeleri risk yönetimi açısından çok büyük önem taşıyor. Biz de bu konuda şöyle bir çalışma yaptık: Hollanda bankaları, bu konuda çok önemli yollar kat etmiş durumdalar. Ekvator Prensipleri ve diğer tüm uluslararası anlaşmaları imzalamış durumdalar. Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların bu konuda gidecekleri çok yol var. Geçtiğimiz yıl bankalarımıza, üç günlük bir Hollanda ziyareti organize ettik. İşlerin nasıl yürüdüğünü yerinde görmelerini istedik. Bunun yarattığı ivme doğrultusunda oluşturulan Sürdürülebilir Bankacılık ve Finans Çalışma Grubumuz da deneyim paylaşımı ve eşgüdüm için önemli bir rol üstleniyor.

İkinci Tabii Ortağımız, büyük satın alım yapan şirketler. Bu kurumların, bu ilkeleri tedarik zincirleri kriterleri arasına koymaları hem kendileri hem de daha fazla kurumun UNGC’ye dahil olması ve değişime katılması için son derece faydalı. Bir sürü KOBİ, bu konuda harekete geçmek zorunda kalacak… Tabii bir de Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Çalışma Grubu kurduk. Bu grubun da bu çalışmalarımızı destekleyeceğini düşünüyoruz.

Üçüncü Tabii Ortağımız ise basın. Sizin gibi bu konuya eğilen basın kurumu ve çalışanı sayısını artırmak istiyoruz. Kamuoyunun bu konuda farkındalığının ve bilgisinin artması için bu grup kritik bir öneme sahip. Konu nasıl ele alınmalı, sürdürülebilirlik raporları nasıl okunur vb. konularda bir basın eğitimi yaptık. Bunun aynı zamanda bir kariyer olduğunu da göstermeye çalışıyoruz basın çalışanı arkadaşlarımıza. Bu kapsamda The Guardian’ın Sürdürülebilirlik Editörü Jo Cofino’yu ülkemize davet edip bir çalıştay organize ettik. Medya Çalışma Grubumuz da bizim içimizde bu alanda yaptığımız çalışmaları yönlendiren oluşum olarak varlığını sürdürüyor.

Bu üçlü çalışma alanı ve yapısı, UNGC’nin dünya modeli mi? Yoksa tamamen UNGC Türkiye’nin özgün yaklaşımımı mı?
Bu tamamen bizim özgün modelimiz. Böyle çalışan başka bir Ulusal Ağ yok. Bunları da raporluyoruz Global Compact merkezine… Bu nedenle de Addis Ababa’daki son Global Compact Dünya Ulusal Ağlar toplantısında, “Başarılı İletişim, Ortaklık Kurma ve Bilgi Paylaşımı” nedeniyle, tüm ulusal ağların katıldığı bir seçimle ödül aldık. Aynı zamanda, biraz önce de belirttiğim gibi, Dünya Ulusal Ağlar Başkanlığını da şu an üstlenmiş durumdayız. Yine belirtmem gerekir ki, 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi için özel sektörün katılımı üzerine ulusal istişareler yürütmek üzere seçilen yedi ülkeden birisi de Türkiye.

Diğerleri hangi ülkeler?
Moğolistan, Suudi Arabistan, Uruguay, Kamerun, Mozambik ve Hindistan. Hem özel sektörü, hem yerel teşkilatı güçlü, hem de istişare süreçlerine katılabilecek, konuyu bulundukları bölgede ilerletebilecek ülkeler gözetilerek yapıldı bu seçim…

Bütün bu çalışmaların ve deneyim birikiminin sonucunda, sürdürülebilirliğin gittiği en temel yol nedir sizce diye sorsam son olarak?
Bence iki temel yol var bu konuda. Birincisi çalışmaların firmaların tüm tedarik zincirleri boyunca yayılması. Yani tüm değer zincirinden sorumlu oldukları gerçeği. İkinci olarak da, sadece tedarik zincirinden değil, ürettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünlerin tüm yaşam döngüsünden sorumlu oldukları konusu. Yani ürünün tekrar doğaya dönene kadar tüm süreç kurumların sorumluluğu altında; ben sadece hazırlar sunarım diyemiyorsun. Dolayısıyla gerçekten çok geniş bir sorumluluktan bahsediyoruz. Bunu bu şekilde formüle eden şirket sayısı çok az ama gidilecek yol bu. Bunun bir süreç olduğunu ve bu konuda adım atan şirketleri, eksikleri olsa da yermek değil alkışlamak gerektiğini düşünüyorum. Puma’nın hazırladığı son rapor bunun iyi bir örneği. Bu çalışmada, Puma yetkilileri tedarik zincirinin doğal ortama yaptığı etkileri hesapladıklarında, aslında bir kârdan söz edilemeyeceğini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Yaptıkları çalışmada sadece kendi fabrikalarının çevresel etkilerine odaklanmanın yeterli olmadığını net bir şekilde tespit ettiklerini belirtiyorlar. Bence bu alkışlanacak bir şey. Sorumluluktan kaçmıyor; “bu durumu biliyorum ve düzelteceğim” diyor.

Aslında bütün şirketler tarihi, bu çevresel ve sosyal sorumlulukların gizlenme tarihi de değil mi bir yandan. O nedenle sadece bunu açığa çıkarmak ve duyurmak bile son derece önemli ve gerçekten de sizin dediğiniz gibi alkışlanacak bir şey…
Kesinlikle öyle… Ben böyle kurumun elini öperim. Bunu böyle kavramak lazım…

Ağustos 2014
EKOIQ
Barış Doğru

PDF olarak indirmek için tıklayın.

 
ARGE 20 Yıl
ARGE Danışmanlık 25 Yaşında
Strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında 400’ü aşkın şirket ile 1000’den fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştiren...
Kadıköy Belediyesi Dünyada İlk Entegre Rapor Çalışması Yapan Belediye Oldu
Kadıköy Belediyesi, planlanan hizmetlerin ne kadar yerine getirildiğinin, kamu kaynaklarının doğru kullanımını ölçümleyen “Entegre Raporlama” çalışması...
“Geleceğin Türkiye’sinin cesur insanları”ndan ikisi ödüllendirildi
Toplumsal faydayı ve geleceğin Türkiye’sini hedefleyen cesur insanların çalışmalarını kutlamak ve başarılarını tüm Türkiye’ye duyurmak amacıyla...
KalDer-Mükemmellik Maratonu
      “Hedefimiz gençler ve KOBİ’ler” Buket Eminoğlu Türkiye Kalite Derneği (KalDer) ‘Mükemmellik Maratonu’ adını...
KALDER’den akıllı toplum şifresi
Dünya ekonomisinin bambaşka bir sürece evrildiği süreçte, Türkiye’nin kalite merkezinden önemli bir çağrı geldi. Dünya ekonomisinin...
Yönetim Kurulunda Kadın Derneği 2019 Yılında Her Yönetim Kuruluna En Az İki Kadın Üye Vermek İçin Çalışacak
Yönetim Kurullarındaki kadın sayısını artırmak için çalışan Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD) “Her Yönüyle Yönetim Kurulu...
“Kurumsal güven olmadan gelişme olmaz” diyen ARGE, 25 yaşında
“Kurumlarına güven duyulmayan toplumların gelişmesi sekteye uğrar.” Bu söz, Argüden Yönetişim Akademisi’nin kurucusu, ARGE Danışmanlık Yönetim...
ARGE Danışmanlık çeyrek asrı dünya çapında isimlerle kutladı
Çeyrek asrı geride bırakan Türk yönetim danışmanlığı şirketi, 26 Eylül günü dünyadan ve Türkiye’den önemli isimlerin...
Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik
TAİDER Aile İşletmeleri Derneği tarafından sürdürülebilirlik konusundaki çalışmaları desteklemek amacıyla tasarlanan ve bu yıl ikincisi verilecek...
Yıl 2002: AK Parti bunları yapacak mı?
Strateji, iş mükemmelliği ve kurumsallaşma konularında 400’ü aşkın şirketle binden fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştiren ARGE...
Entegre Raporlama geliyor…
Bana sorarsanız, Türkiye’de yönetim kalitesi denince ilk akla gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Dr. Yılmaz Argüden...
Bankacılık sektörünün dönüştürücü gücü daha iyi bir dünya için harekete geçiriliyor…
UN Global Compact imzacısı 7 banka kredi süreçlerinde çevresel ve sosyal risklerin değerlendirmesi ve ilgili politikalara...
Dr. Argüden, BM Genel Kurulu’nda iyi yönetişim çağrısı yaptı…
Konuşma metni için tıklayınız. Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde “İş Dünyası: Daha İyi Bir Dünya için İtici...
ARGE Danışmanlık, B20′nin Yönetişim ve Sürdürülebilirlik bilgi ortağı
G20 Zirvesinde Devlet Başkanlarına sunulacak önerilerin belirlenmesi için yapılan hazırlık çalışmaları kapsamında 1 Haziran 2015 tarihinde...
Kurumsal Yönetişimin El Kitabı: Sürdürülebilir bir Gelecek için Sorumlu Yönetim Kurulları
ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, uluslararüstü bir bakış açısıyla iklim değişikliği ve ilişkili...
Türkiye’nin OECD Daimi Temsilciliği’nde Resepsiyon
Merkezi Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Türkiye Daimi Temsilciliği resepsiyon düzenledi....
Global Compact Türkiye 2014 Faaliyet Raporu Yayınlandı
Global Compact Türkiye genel kurulu yapıldı, yıllık faaliyet raporu yayınlandı. ARGE olarak liderlik yaptığımız ve içerik...
Gelişimin şartı entelektüel sermayeye yatırım yapmaktır
Boğaziçi Üniversitesi için 1,5 milyon ABD Doları bağış. Boğaziçi Üniversitesi Vakfı ve ARGE Danışmanlık arasında imzalanan...
TIRSAN’dan Argüden Yönetişim Akademisi’ne 1.5 milyon dolar bağış
Yönetişim konusundaki bilgi birikimini toplumla paylaşmak üzere faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen Argüden Yönetişim Akademisi’nin...
BÜVAK bünyesinde Argüden Yönetişim Akademisi Şartlı Bağış Fonu oluşturulmasına yönelik anlaşma imzalandı
Rektör Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu ve ARGE Danışmanlık Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’in katıldığı...
ARGE Danışmanlık Kadın Erkek Eşitliğini destekleyen öncü kuruluşlar arasında…
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Borsa İstanbul’da düzenlenecek törende gong tıpkı geçen yılki gibi bir kez daha...
Yönetişimin Don Kişot’u
ARGE Danışmanlık Şirketi’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden ile sohbet şaşmaz bir şekilde...
Global Compact Türkiye Dünyaya Ufuk Açıyor
Küresel ölçekte sürdürülebilirlik çalışmaları açısından en önemli ve yaygın yapılardan biri UN Global Compact (BM Küresel...
Dr. Argüden UN Global Compact Yönetim Kurulu’nda
Geçtiğimiz yıl kurulan UNGC Ulusal Ağlar Dünya Danışma Kurulu, Dr. Argüden’i Başkan seçti.  110 ülkenin Ulusal...
İranlılar “yönetişimi” Argüden’den öğrenecek
ARGE Danışmanlık şirketinin kurucusu ve Rothchild-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden iki yıl önce İngilizce...
Daha İyi Bir Dünya İçin Sorumluluk Üstlen!
Küresel ölçekte sürdürülebilirlik çalışmaları açısından en önemli yapılardan biri olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN...
Danışmanlık Nedir?
Danışmanlığın çeşitli tanımları var, fakat benim anladığım anlamda danışmanlık, uzmanlığı olan alanda tüm bilgisini müşterisiyle paylaşan,...
“Yönetim kalitesinde çıtayı yükseltti”
“ARGE Danışmanlık 15. yılını kutladı.”
PDF olarak indirmek için tıklayın.
Türk Şirketinin Avrupa Başarısı
Avrupa Birliği’nden tarih almaya çalıştığımız bu günlerde, küçük bir Türk şirketi, Avrupa’nın dev şirketlerini geride bırakarak,...
ARGE Danışmanlık “Küresel İlkeler Sözleşmesi” Toplantısına Katılan İlk Türk Şirketi
Dünyada yüzlerce şirket ve sivil toplum kuruluşu tarafından imzalanan “Küresel İlkeler Sözleşmesi”’ni imzalayan ilk Türk şirketi...
“Balanced Scorecard Türkiye’de”
Renaissance Worldwide – ARGE işbirliği ile yeni bir yönetim sistemi olan “Balanced Scorecard” Türkiye’ye taşınıyor. Son beş...
Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma
Dünyadaki KİT harici tüm şirketlerin yüzde 65-85′i aile şirketi. Ancak bu tip şirketlerde belli sorunlar yaşanıyor...
Küreselleşme Danışmanlık Firmalarına İlgiyi Arttırdı
Türkiye’deki şirketler en fazla teknolojik gelişme, ekonomik değişim, ve küreselleşme nedenleriyle danışmanlık firmalarına başvuruyor. Türkiye’de hizmet...
Şirketler, Yönetim Danışmanlarının Kapısında
Yönetim Danışmanları Derneği Başkanı Murat Yalnızoğlu, düşük enflasyon düzenine uyma konusunda şirketlerde şaşkınlık yaşandığını belirtiyor ve...
‘Yeni Elazığ’ Planı Hazır
Rantın en yüksek olduğu yere park yapılacak. İdarecilerden en çok duymak istediğim cümle, Elazığ Belediye Başkanı...
Verimsizlik Daha Kötü
“İki şişe süt çalanla,  ikisini birden sokağa döken arasında ne fark var?” KalDer Başkanı Argüden yolsuzluk ve verimsizliği...
Yapı Kredi’de Yönetimi Argüden Belirleyecek
BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) ile Çukurova Grubu arasında 31 Ocak’ta imzalanan protokol gereği, Yapı...
“Reçete Yazmıyoruz Uygulamaya Bakıyoruz”
Yönetim danışmanlığı sektörünün yeni ekonomiye bağlantılı olarak tamamen çehre değiştirdiğini belirten ARGE Danışmanlık’ın patronu Murat Yalnızoğlu, danışmanların...
AB’de Geleceği Tasarlayanlara Yaklaşmalıyız
Kasımdaki Kalite Kongresi’nde geleceği şekillendirmenin prosedürü incelenecek Alvin Toffler, John Nashbitt… 8 – 10 yıl önce...
Yaratıcı Beyinleri Cezbetmek
GÖKHAN Hotamışlıgil Harvard Üniversitesi’nde Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı. Tıp diplomasını Ankara Üniversitesi’nden almış, doktora...
İlle de Kalite
Ne istediğini bilenlerin yaşam boyu peşinde koştukları bir hedefi vardır. Bu kimine göre para, kimine göre...
Birileri “ Kalite” İşini Omuzladı Gidiyor
Toplumsal öncüler bazen çok önemlidir. Onlar toplumları motive ederler, uzun süre yalnız da olsalar mücadeleyi sürdürürler...
Geleceğin Liderleri
Cansen Başaran, Meltem Kurtsan, Yılmaz Argüden, Mehmet Öz… Bu isimler Geleceğin Küresel Liderleri. Onları biz seçmedik....
İhale Strateji Oyunu Oldu
ARGE Danışmanlık Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Yılmaz Argüden İş Bankası’nın Telecom Italia ile birlikte 3′üncü GSM...
ARGE Danışmanlık ve Gönüllülük
ARGE Danışmanlık sosyal sorumluluk bilincini çalışanların Sivil Toplum Kuruluşlarındaki faaliyetlerini destekleyerek  yaşatmaktadır. Şirketimiz tüm çalışanlarını haftada...
Ünlü Üniversitelerde Türk Şirketleri Dersi
Koç Üniversitesi’nde ders veren yakın bir arkadaşım araştırmış. Dünyanın ünlü üniversitelerinde ‘vaka çalışması’ olarak ele alınan ve yönetim bilimleri...
21. Yüzyılın 21 Işığı
21. yüzyıla doğan bu 21 adam, mesleklerinde ve uzmanlık alanlarında bilginin, düsüncenin, teknolojinin, koşullandırmamışlığının verdiği güvenle...
Yaşam Sorumluluk Gerektirir
Kurumsal sosyal sorumluluk, kısaca şirketlerin daha iyi toplum ve daha iyi bir çevre için gönüllü olarak...
AB, Türkiye ve Yönetim Kalitesi
3 Ekim 2005, AB ile üyelik müzakerelerinin başladığı önemli bir dönüm noktası oldu. Müzakerelerin başlaması kararı...
Geleceği Şekillendirmek
ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, geleceği şekillendirmek için kişi ve kuruluşların ortak ilkeler...
ARGE’nin 20. yılı
Değerli Dostumuz, ARGE Danışmanlık 20. yılını kutluyor.  Dostlarımızla bu 20 yılda gerçekleştirdiklerimizi paylaşmak istedik. Türkiye’de yönetim...
Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı dünya da gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Türkiye’de bu kavram doğrultusunda güzel örnekler olmasına...
Türkiye, 2020 ve Hayaller
Dr. Yılmaz Argüden’in Vs. (Vesaire) isimli dergiye verdiği röportajı okumak için lütfen tıklayınız.
Türkiye Markası
Türkiye markası dünyada nasıl algılanıyor? Dünyadaki algılanışımız, yüzyıllardan gelen tarihi, siyasi, toplumsal ve ekonomik süreçte yaşadıklarımızın...
“Yangın söndürme, önle!”
Geleceği şekillendirme konusunda toplumun her kesimine önemli roller düştüğünü vurgulayan ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr....