Ana Sayfa
Makaleler
Kamu Reformu
Demokraside Rekabet Engelleri

İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için etkin bir kamu otoritesine gerek var.

Kamu otoritesinin en azından yedi sorumluluk alanında etkin görev yapması gereğini ortaya koyuyor: (1) Hukuk devleti kavramının geçerli kılınması, (2) Piyasa ekonomisinin her hangi bir oyuncuya çıkar sağlayıcı şekilde bozulmasına neden olacak müdahalelerden kaçınılması ve makroekonomik istikrarın korunması, (3) Temel altyapı ve eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik programlarına yatırım yapılmasının sağlanması, (4) Toplumun çocuklar, yaşlılar, özürlüler gibi zayıf kesimlerinin yaşamsal haklarının korunması, (5) Çevre gibi konularda gelecek nesillerin haklarının korunması, (6) İç güvenliğin sağlanması, (7) Ülkenin dış tehditler karşısında savunulması.

İnsanların birarada yaşaması için kurgulanan hiçbir sistem mükemmel değildir. Çünkü insanoğlunun her sistemin zayıf noktalarını kendi çıkarları için kullanma ve yozlaştırma konusundaki yaratıcılığı sonsuzdur. Bu nedenle, sistemlerin sağlıklı çalışabilmesi için sadece sistem tasarımı yeterli değildir, uygulamanın da doğru bir anlayışla gerçekleştirilmesi gereklidir. Bu ise tercih edilen sistemin gerektirdiği kültür ve yaklaşımların da yaygın olarak benimsenmesi ve denetlenmesiyle sağlanır.

Dünya tarihinde ilk kez, dünya nüfusunun çoğunluğu demokrasi ile yönetilen ülkelerde ve serbest piyasa ekonomisine dayalı ekonomik bir sistem içinde yaşıyor. Her iki sistemin de en tercih edilen sistem haline gelmesinin temelinde bireysel özgürlüklerin ve bağımsız karar alma haklarının toplumsal gelişimi tetikleyici olması var.

Ancak, bir taraftan birçok ülkede vatandaşların demokrasiye olan inaçları azalıyor, seçimlere katılım azalıyor, diğer taraftan da özellikle son finansal ve ekonomik krizler nedeniyle serbest piyasa ekonomisi de sorgulanıyor. En çok tercih edilen demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi sistemlerinin sorgulanmasına neden olan ise bu sistemlerin temel varsayımı olan bireylerin özgür ve bağımsız karar alabilmelerinin bazı durumlarda sınırlandırılmış olmasıdır.

Öncelikle serbest piyasa ekonomisini ele alalım: Piyasaların etkin çalışmasını önleyen durumlar şu şekilde özetlenebilir:

(i)                  örneğin, bir mahalle için tahsis edilen bekçinin maliyetine kim katlanırsa katlansın tüm mahallenin güvenlik hizmetinden faydalanması gibi (pozitif ekonomik dışsallığın bulunduğu durumlarda) toplumsal optimizasyon için yeterli yatırımın yapılamaması;

(ii)                 örneğin, kalitesiz yakıt kullanmanın hava kirliliğine katkısından dolayı bir maliyet yüklenilmemesinin (negatif ekonomik dışsallığın bulunduğu durumlarda) toplumsal optimizasyonun gerektirdiğinden daha fazla ucuz ve kalitesiz yakıt kullanılması;

(iii)                bankacılık sektörü gibi piyasa oyuncuları arasında bilginin dengesiz olması: ve

(iv)               evlere döşenen elektrik kabloları gibi doğal tekel durumunda tekelci istismar potansiyelinin olması.

Demek ki, rekabet ortamının kendi kendine oluşmadığı birçok durumla karşılaşılabiliniyor.  Serbest piyasa ekonomisinin teorisi çok güzel, herkes kendisi için en iyisini yaptığında kaynakları daha etkin kullanıyoruz, tüketiciler için de aynı şekilde en iyi çözümler sunuluyor. Ancak, gerçek hayatta teorinin gerektirdiği varsayımların oluşmadığı birçok durum var. Devletin ekonomiye müdahalesinin şartları ve etkinliği, ülkelerin adil bir rekabet ortamına kavuşmalarında, refah düzey ve dağılımında belirleyici bir rol oynuyor.

Devletin kamu yararını gözeterek ekonomiye müdahalesi sadece piyasanın etkin çalışamadığı durumlarda müsaade edilmelidir.   Ancak, piyasa mekanizmasının etkin çalışamadığı durumlarda devlet müdahalesinin en etkin sonucu vereceği de garanti değildir. Örneğin, doğal tekel durumunda devletin piyasa oyuncularına maliyet artı makul kâr formülüyle müdahalesi genellikle pahalı ve verimsiz yatırımlara yol açabilmektedir!

Özellikle, uzun vadeli yatırımlar gerektiren sektörlerin ufku seçim dönemleriyle sınırlı bir yapı tarafından denetlenmesinin mahsurlarının giderilmesi, teknik uzmanlık isteyen bir yapının oluşturulması ve düzenleme ve denetleme görevlerinin günlük siyasi müdahalelerden arındırılması için bağımsız düzenleyici kurullar kurulması benimsenmektedir.

İkinci olarak demokrasi konusunu ele alalım: Dünyada geleneksel olarak insan hakları, hiç kimsenin cins, renk, ırk, dil, din, sosyal sınıf ya da politik inançlarından ötürü ayrımcılığa uğramaması temel ilkesine dayanır. Demokrasi ise genel olarak oy verme hakkı, girişim özgürlüğü, inanç özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü ve benzeri haklarla tanımlanır.

Oysa artık insan hakları da, demokrasi de bunların ötesine geçiyor. Artık esas olan, insanların geleceklerini biçimlendirmede söz sahibi olmasıdır.   Modern çağın insan hakları ve demokrasi kavramlarının içeriği budur. Yönetim kavramından, katılımı ve karşılıklığı ifade eden “yönetişim” kavramına geçişin temelinde de bu dönüşüm vardır.

Vatandaşların söz sahibi olmadıkları kararların onların çıkarları yerine, temsilcilerinin çıkarlarını korumaya yönelmesi, temsili demokrasinin en temel sorunlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, gerek düşünce, gerekse demokratik seçimlerde aday olma önündeki engeller demokrasi kalitesini azaltan önemli olgulardır. Örneğin, ülkemizde gerek kültür olarak, gerekse bazı yapısal uygulamalar olarak demokrasinin önünde önemli engeller var.

Bu alanlardan bir tanesi, düşünce. Düşünceler konusunda ne kadar rekabete açık bir toplumuz, hoşlanmadığımız fikirleri öldürmeye meraklı mıyız, yoksa bunları açıkca paylaşabilecek bir anlayışa sahip olabiliyor muyuz? Acaba bazı fikirlerin kamuoyunda tartışılmasını engelleyerek bu konuda rekabet üretilmesini engelliyor muyuz? Basında tekelleşme fikirde rekabet konusunu nasıl etkiler? Düşünce merkezlerini toplum olarak finanse edebilme gücümüz ve bu konudaki bağımsızlığı sağlayabilmemiz, bu konuda çeşitliliği ve çokluğu sağlayabilmemiz, düşünce konusundaki rekabeti nasıl geliştirecektir? Bunlar son derece önemli sorular. Çünkü her şey iki kere yaratılır; önce zihinde, sonra gerçekte. Zihinde yaratmanın üzerine koyduğumuz engeller, aslında gerçekte yaratmanın üzerine koyduğumuz engeller haline dönüşür.  Bir kompozitör ilk önce düşünür ve notaları yazar, daha sonra bu müzik orkestra tarafından çalınır.  Bir mimar ilk önce bir çizim yapar, daha sonra eser inşa edilir.  Hayatta da birçok konuda da düşünce konusundaki engeller aslında yaratıcılığın ve toplumsal gelişmenin önündeki en büyük engellerden bir tanesidir.

İkincisi ise siyaset. Siyasette acaba rekabet engelleri ne kadar? Giriş engellerini çok mu yüksekte tutuyoruz veya siyasi partiler içerisinde farklı görüşlerin tartışılması konusunda nasıl bir ortam var, yine düşünceyle de bağlantılı olabilir. Parti kurmak ne kadar zorlaşırsa siyasette rekabet ortamı da o kadar sınırlı olur. Örneğin, birkaç sene önce kabul edilen bir kanuna göre belediye başkanları siyasi partilerde üst düzeyde görev almak isterlerse belediye başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda kalıyorlar. Bu kanun siyasette rekabeti engelliyor. Çünkü bir yerde siyasette rekabet oluşturmak için kamuoyunun, kamu hizmetindeki performansını değerlendirebildiği kişilerin ortaya çıkabilmesini sağlamak lâzım. Kamu hizmetindeki performansını değerlendirebilecek çok az yer var. Belediye bunlardan bir tanesi. Bu nedenle belediye başkanlarının partilerde görev almasını engelleyecek olursak, acaba bu bir rekabet engeli midir? diye sorgulamalıyız. Parti için demokrasinin olmadığı, tüm milletvekili adaylarının tek seçici tarafından belirlendiği bir ortamda gerçek bir rekabet ortamından, gerçek demokrasiden bahsetmek mümkün olabilir mi? Süre limitlerinin olmadığı, kamu kaynaklarının kullanımındaki karar yetkilerinin iktidarı pekiştirmek için kullanılabildiği bir ortamda rekabet özgürlüğünden bahsedilebilinir mi? Denetim mekanizmalarında görev alacak kişilerin denetlenecekler tarafından atanması demokrasinin kalitesini nasıl etkiler?

Üçüncüsü ise bilgi düzeyi. Karar verilecek konu karmaşıklaştıkça, bu konu hakkında değerlendirme yapabilecek bilgiye ulaşım güçleştikçe, bireylerin bağımsız karar verme yetkinlikleri de sınırlı olur. Dünyada demokratik seçimler sonucu ortaya çıkan tablodan kısa bir süre sonra vatandaş memnuniyetinin azalmasının nedenlerinden birisi de seçimlerde daha önceki performans yerine daha iyi iletişim kurma becerilerine verilen değerdir.   Örneğin, dünyadaki örnekler daha yakışıklı, daha uzun boylu, daha iyi konuşabilenlerin ve daha geniş iletişim kaynaklarına sahip olanların seçilme şanslarının arttığını gösteriyor. Oysa, bu özelliklerin karar verme kalitesiyle pek de bir ilişkisi bulunmuyor. Bu nedenle, siyasi partilerin finansmanındaki şeffaflık olmaması ve finansman açısından ciddi dengesizliklerin olması durumunda fikirlerin geniş kitlelere bağımsız değerlendirme yapabilecek şekilde iletilmesi de mümkün olmaz. Bu nedenle, siyasetin finansmanındaki şeffaflık ve denge, demokrasinin kalitesi açısından önemli bir girdidir.

Siyaset, kamu kaynaklarının kullanımında karar verici konumda olma hak ve sorumluğunu üstlenmek üzere yapılır. Devletin rolleri arasında hangilerinin öncelikli olduğu konusunda farklı toplum kesimlerinin farklı değerlendirmeleri olsa da, kamu kaynaklarının doğru kullanımının önündeki temel engel bu öncelik farkları değil, kamu sektöründe yönetim biliminin yeterince değerlendirilmemesidir. Bu nedenle, siyasetçilerin sadece öncelikler üzerine değil, aynı zamanda süreçleri de içeren iyi yönetişim konusuna eğilmeleri ülke gelişimi açısında kritik önemdedir.

İnsanların yönetim sistemlerinden esas bekledikleri yaşam kalitelerini geliştirebilmektir. Bu nedenle, demokrasiler temsili olmaktan, katılımcı olmaya doğru geliştikçe yönetim kalitesi artıyor. Ama bunların temelinde, kamu yararını esas alan, yetkinliğe, ehliyete önem veren ve yaptığı iş konusunda hesap verebilmeyi, şeffaf olabilmeyi ve özellikle de yetkisini kullanırken katılımcı bir anlayışla görüş alabilme felsefesini benimsemiş kurum ve bireylerin oluşması var.

Belki hepsinden önemlisi de her kurumda yetkili konuma gelenlerin bu yetkilerini rekabet engelleri oluşturmak üzere değil, hizmet etmek üzere kullanma alışkanlığı edinmeleri ve toplumun aksi davranışlara karşı duyarlılıkla karşı çıkabilmesidir. Teorik olarak rekabet ortamı oluşturmanın en önemli yöntemi rekabet engellerini ortandan kaldırmaktır. Dünyada gerek serbest piyasa ekonomisinde, gerekse demokrasilerde rekabet engellerini ortadan kaldırmaya odaklanmak yaşam kalitesinin artmasına yardımcı olacaktır.

Dr. Argüden
yarguden@arge.com


Kamu Yönetiminde Karar Kalitesi
İnsanoğlu, özlemlerini gerçekleştirebilmek, yaşam ile ilgili risklerini yönetebilmek üzere topluluklar halinde yaşamaya başladığından bu yana ortaklaşa...
Demokraside Rekabet Engelleri
İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için...
Verimliliği Artıran Şehirler
Dünyada şehirleşme ve ekonomide hizmet sektörünün payı her geçen gün artıyor. Her geçen gün daha çok insan...
Hissedar Olarak Devlet
Ekonomik kriz dünyada birçok bankanın devletleştirilmesine neden oldu. Bunların arasında Fortis, Dexia gibi bizim daha önce...
Yalın Devlet
Küresel ekonomik kriz dünyada devletlerin rolünün tekrar tartışılmasını gündeme getirdi. İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir...
Belediye Seçimleri
Belediye seçimleri ile ilgili olarak kamuoyunun genellikle odaklandığı konu adayların kişisel özellikleri ve hangi partiye mensup...
Düzenleyici Etki Analizleri
Devlet birçok konuda aldığı kararlarla toplumsal yaşamın kalitesini etkiliyor. Toplumsal kararlar, gerek karmaşıklıkları nedeniye, gerekse uzmanlık...
Yazı Tura İle Politika
Doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasındaki en önemli fark sosyal bilimlerde yapılan gözlemlerin gözleneni değiştirmesidir. Örneğin,...
Düzenleyici Etki Analizleri
Kamu kaynaklarını doğru ve verimli bir şekilde kullanmak bir ülkenin gelişimi için en önemli konulardan birisidir....
İyi Yönetişim El Kitabı
Kamu kaynaklarını doğru ve verimli bir şekilde kullanmak bir ülkenin gelişimi için en önemli konulardan birisidir....
Vergi ve Toplumsal Uzlaşma
İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için...
Demokrasi Performanstır
Küresel vatandaşlığın ön plana çıkmaya başladığı bir dünyada ne insan hakları, ne de demokrasi geleneksel anlamlarıyla...
Kamu Sektöründe Fizibilite
Kamu sektörü projeleri toplumsal fayda sağlamak üzere gerçekleştirilen ve vergi gelirleriyle finanse edilen yatırımlardır. Bu nedenle,...
Kamu Müdahalesi ve Strateji
Ülkemizde düzenleyici ve denetleyici kurulların rolü her geçen gün artıyor. AB süreci ile birlkte yükselen bu...
Kamusal Nitelikli Hizmetler
Bazı hizmetler sadece o hizmetin ücretini ödeyenlere değil, aynı zamanda toplumun daha geniş kesimlerine de fayda...
Kamu Reformu
Devletin rolü sadece ülkemizde değil, bütün dünyada tartışılıyor. Bu tartışma kamu otoritesinin en azından yedi sorumluluk...
Üst Kurullar
Dünyada değişen ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar karşısında devletin rolü sorgulanıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi...
Tutumluluk Verimlilik, Etkinlik
Refah düzeyimizi geliştirmek için toplum olarak bu kavramları yaşamımızın her evresine yansıtmayı öğrenmeliyiz. Özellikle de kamu...
Yerel Yönetim Reformu
Ülkemizde önemli bir reform süreci başladı. Kamu Yönetimi Temel Kanunu geçici maddeler haricinde TBMM’nce kabul edildi....
Özelleştirme ve Kamu Reformu
Özelleştirme Türkiye’nin, lügatına giriş tarihi itibarıyla öncüler arasında olduğu, uygulama açısından ise çok geri kaldığı bir...
Üst Kurulların Bağımsızlığı
Devlet doğru ve etkin çalıştığında vatandaşlarının refah düzeyi artıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi günümüzde çoğu...
Kamu Yönetimi ve Etik Değerler
Kamu sektöründeki “güven açığı” kamu yönetiminin en önemli sorunu haline geliyor. Bu durum, özellikle demokrasi ile...
GSMH Ölçümünde Kalitenin Rolü
Her yıl, özellikle de gelişmiş ülkelerin, GSMH hesaplarında servis sektörünün payı artıyor. Üstelik ülkeler arasındaki GSMH’nın...
Kamu Yönetimi Reformu
Devletin rolü sadece ülkemizde değil, bütün dünyada tartışılıyor. Bu tartışma kamu otoritesinin en azından beş sorumluluk...
Kamu Yönetimi ve Üst Kurullar
Dünyada değişen ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar karşısında devletin rolü sorgulanıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi...
Güvenilirliğin Yedi İlkesi
Başkalarının kaynaklarını kullanan herkes, onların güvenini kazanmak zorundadır. Ülkemizde yaşanan derin kriz, ABD’de dünyanın en büyük...
Güven Açığı
“Doğruları söyleme, sorumlu bir yurttaş olmanın baş koşuludur.” J. Edgar Hoover Kamu sektörü bütçe açıklarının, enflasyon...
Devlet ve İnternet
“Bugünün en önemli sorunu, geleceğin eskisi gibi olmadığıdır.” Paul Valery Davos her yıl dünyaya yön veren...