Ana Sayfa
Makaleler
Türkiye
Ermeni Meselesi

Geçen hafta Fransa Parlamentosu’nda alınan karar ile birlikte Türkiye’nin gündemine şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde oturan, Ermeni meselesi konusunda maalesef birçok kişi yeterince bilgi sahibi değil. Oysa, bu konuda dünya kamuoyunda sesimizi duyurabilmek için sadece bilgi düzeyimizi artırmakla kalmamalı, aynı zamanda bu bilgileri hedef kitlelerimiz için cazip olacak şekilde sunmak üzere içerik geliştirmeye öncelik vermeliyiz.

“Bu konuyu tarihçilere bırakalım” tezi her ne kadar bilimsel açıdan doğru gözükse de aslında bu pasifist yaklaşım Türkiye’nin zarar görmesine neden oluyor. Örneğin, bu konuda dünyada Ermeni diasporasının tezlerini yansıtan 20.000’i aşkın kitap yayınlanmışken, Türk tezini yansıtan kitapların sayısının neredeyse bu sayının binde biri civarında seyrediyor!!! Üstelik bunlar arasında yabancı dilde sinemaya, tiyatroya, müziğe uyarlanmış olanların neredeyse hiç bulunmuyor!!! Daha da önemlisi başka konuları işleyen kitaplar içinde yer alan anektodların göreceli olarak çok daha az olması dünya kamuoyunu etkileyebilmek açısından ne kadar geri kalındığının birer göstergesidir. Türk tezleri konusunda uluslararası camiada en çok sesini duyurma çabası içinde olan ve bu konuda içerik geliştirmeye ciddi şekilde gayret eden Sayın Gündüz Aktan’a da teşekkür ederek bu konuda edindiğim bilgileri paylaşmak isterim.

İnsanlık tarihi trajedilerle doludur. Türk ve Ermeni tarihleri de istisna değildir. 1915-16 arasında gerçekleşenlerin gerçek bir trajedi olduğu yadsınamaz. Bu dönemde birçok Ermeni ve Türk’ün trajik şekilde hayatlarını kaybettikleri konusunda Türk ve Ermeni tezleri arasında bir farklılık yoktur. Fark, Ermenilerin bu olayları “soykırım” olarak konumlandırmaya çalışması, bizim de “sözde soykırım” iddiasının atalarımız için, bilimsel kanıta dayanmayan, haksız bir suçlama olduğuna inanmamızdadır. Dolayısı ile konu 1915-16 olaylarının nasıl tanımlandığı, konumlandığı ile ilgilidir.

Birçok batı ülkesinde yaşayan Ermeniler “soykırım” sözcüğünü ilk kez olaylardan yaklaşık 50 yıl sonra, 1948’deki Birleşmiş Milletler sözleşmesini imzaladıktan da 17 sene sonra kullanmaya başladılar. Hitler’in Yahudi soykırımı sonrasında BM Sözleşmesiyle resmen tanınan bu kavramın da desteği ile Yahudilerin sağladıkları, İsrail’in kurulması gibi, kazanımlar Ermenilerin de iştahını kabarttı.

Ermeniler, 1915-16 arasında Osmanlı-Rusya savaşlarının geçtiği yerlerden İmparatorluğun başka bölgelerine gönderilmelerini “deportation” (yurtlarından atılma) olarak ifadelendirmek istiyor, oysa bu ifade ülkeden atılma anlamına geliyor ve olayın gerçek tanımı “relocation” (başka yere yerleştirilme) olarak ifade edilmeli. “Relocation” soykırım demek değildir. Nitekim II Dünya savaşında ABD’de yaşayan yaklaşık 112.000 Japon asıllı insan casusluk ve/veya sabotaj ‘potansiyeli’ nedeniyle ‘başka yere yerleştirilmiş’tir. Osmanlı’lar ise potansiyelin çok ötesinde, açıkça Ermeni asıllı vatandaşları tarafından ihanete uğramış ve bu nedenle ‘başka yere nakil’ uygulamasına başvurmak durumunda kalmıştır.

“Soykırım” büyük bir insanlık suçudur ve hukuken tanımlanmıştır. 1948’de imzalanan ve 1950’de yürürlüğe giren ‘Soykırımı önleme ve cezalandırma sözleşmesi’nin 2 maddesine göre soykırım insanlara millet, ırk, dini görüş veya etnik gruplara ait oldukları için uygulanabilir. Bu sözleşmede ‘politik gruplar’ özellikle dışarıda bırakılmıştır. Sebebi de gayet nettir: çünkü bağımsızlık, toprak elde etmek veya ideolojik kazanımlar elde etmek gibi politik amaçlar için mücadele edenlerin hayatlarını kaybetmeleri bu mücadeleri ile ilgili olup, ‘soykırım’ sayılmaz. 1914’te Rus Kumandanı Kont Varantzoff Dachkoff’un yaptığı, Osmanlı’larla savaşta kendileriyle birlikte hareket etmeleri halinde altı vilayeti kapsayan bir bağımsızlık, önerisini kabul eden Ermeniler, Osmanlı’ların Bakü petrol sahalarına ulaşmasını engelledikleri gibi, Enver Paşa’nın Sarıkamış’a girmesini 36 saat geciktirerek soğuk hava şartlarının da katkısıyla 30.000 askerini yitirmesine de sebep olmuştur. 1919 Paris Barış Konferansında Ermeni Delegasyonu Başkanı Boghos Nubar Paşa nüfusun %17’sini oluşturdukları Doğu Anadolu’nun dörtte birinde bağımsızlık ilan etmek istediklerini açık açık ifade etmiştir. Bölgede nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan Türkleri yoketmeksizin böyle bir kontrol sağlanamayacak olması Ermenilerin bu konudaki niyetlerini de açıkça ortaya koymaktadır. Amerikan Senatosunda bulunan raporlara göre 100.000 Ermeni savaşçısı I Dünya Savaşı sırasında Türklere karşı resmen savaşta yer almıştır. Bu nedenle, Ermeniler hukuken ‘politik grup’ olarak nitelendirilmelidir ve 1915-16 olayları sadece Sözleşme tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle değil, aynı zamanda nitelik olarak da Soykırım Sözleşmesine tabi olamaz.

Soykırım Sözleşmesinin 2 maddesine göre bir olayı soykırım olarak adlandırabilmek için bir grubu yok etme niyetinin açıkça ortaya konmuş olması gerekir. Tüm dünya araştırmacılarına da açık olan Türk arşivlerinde böylesi bir niyeti ortaya konan tek bir belge bulunmamanın yanısıra, başka yere nakletme süreci ile ilgili sorunlara ne kadar insancıl oarak yaklaşıldığını gösteren ve süreçte zarar görme olasılıklarını en aza indirme gayretlerini ortaya koyan birçok belge bulunmaktadır. Ayrıca, ‘başka yere nakledilme’ sadece Ruslarla işbirliği yapan Gregoriyen Ermenilere uygulanmış olup, Katolik ve Protestan Ermenilere ve İmparatorluğun başka yerlerinde ikamet eden Ermeniler bu uygulamanın dışında bırakılmıştır. Göç sırasında yeterli tedbirleri almadıkları gerekçesi ile Osmanlılar 500-600 görevliyi cezalandırmıştır. Niyeti soykırım olan bir devletten böyle bir uygulama beklenebilir mi?!! Nitekim I Dünya Savaşı sonrası tüm Osmanlı arşivlerine ulaşma yetkisine de sahip olan İngiltere Ermenilere karşı savaş suçu ile itham edilen 144 kişiyi Malta’da yargılamak istemiş ancak 29 Temuz 1921’de Başsavcı bu kişileri suçlayabilmek için yeterli ‘kanıt bulunamaması’ nedeniyle suçlamadan vazgeçmiştir.

Olaylar sırasında kaç kişinin hayatını kaybettiği ‘soykırım’ suçlaması açısından bir önem taşımamakla birlikte, kamuoyu açısından etkileyici olabilmektedir. Örneğin, Uluslararası Mahkemeler 1995’teki Srebrenitsa katliamında 8.000 Bosnalı erkeğin öldürülmesini ‘soykırım’ olarak nitelendirimiştir. 1915-16 yılları arasındaki kayıp sayıları konusunda da Türk ve Ermeni tezleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Ermeniler I Dünya Savaşından önce Osmanlı topraklarında 2.5 milyon Ermeninin yaşadığını ve bunların 1.5 milyonunun hayatlarını kaybettiklerini iddia etmekteler. 1919 Paris Barış Konferansında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni asıllı vatandaş sayısını 2.250 bin olarak belirtmişti, Fransızların Sarı Kitabı bu rakamı 1.555, Britannica ise 1.5 milyon olarak nitelendiriyor. Kurucu Başkanı da bir Ermeni olan (!) Osmanlı İstatistik Kurumu ise Ermeni asıllı vatandaş sayısını 1.3 milyon olarak belirliyor. Bu nedenle, Ermeni kayıpları iddia edilen 1.5 milyonun çok altında olmaldır. 1921 yılına gelindiğinde ABD Dışişleri Bakanlığı İngiliz Konsolosluğu ve Far East Relief Society bilglierine dayanarak Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni sayısını 1.2 milyon olarak belirliyor. Osmanlı istatistikleriyle birlikte temel olarak bu bilgi alınırsa Ermeni kayıplarının 100.000 olması, Fransız ve İngilizlerin o zamanki çalışmaları temel alınırsa da 300.000 civarında olması gerekiyor. Bu konuda daha detaylı çalışma gerektiği açıkça gözüküyor. Ayrıca, Paris Barış Konferansına katılan Ermeni Delegasyonu Başkan tarafından kayıplar için öne sürülen nedenler arasında özellikle salgınlar, yiyecek-içecek sıkıntısı, sağlık personeli yetersizliğinin gösterilmiş olması da dikkat çekicidir.

1912-13 yılları arasında Balkan Savaşlarında sivil Türk kayıplarının 1.4 milyon, Balkanlardan Anadlou’ya taşınanların 410.000 olduğu; 1914-18 arasında I Dünya Savaşında ise yarısından çoğu Doğu’da olmak üzere 2.5 milyon sivil Türk’ün hayatını kaybettiği bir dönem olduğu akıllardan çıkmamalı. Arşivler Ermeni çetelerinin saldırılarında 523.000 Osmanlı vatandaşının öldürüldüğünü de ortaya koyuyor.

Elbetteki, insanlık açısından hangi gruba ait olursa olsun her insanın hayatı önemlidir ve her bir insan kaybı büyük bir kayıptır. Bir tarafın kayıpları, diğer tarafın kayıplarını hoş göstermez. Ermeni meselesi ile ilgili belgeler birçok trajik insan kaybının olduğunu, ancak ‘soykırım’ nitelemesini doğrulayacak sağlam temelli verilerin ne o dönemde, ne de bugün için bulunamadığını ortaya koymaktadır.

Birçok batı ülkesine yerleşen Ermeni Diasporası hukuken elde edemedikleri bir sonucu siyasi olarak elde etme çabasını senelerdir sürdürüyor. Ayrıca, ‘soykırım’ suçlamasını toplumlarını bir arada tutabilmenin aracı olarak da kullanıyorlar. Bu suçlama etrafında kendi kendini besleyen ekonomik bir sistem dahi kurulmuş. O günden bugüne yetiştirilen nesiller bu suçlamayı özümsedikleri kültürlerinin bir parçası olarak görüyorlar. Bu anlayışı yaymayı milli bir görev olarak görüyorlar. Batıda ticarette, akademik dünyada, medyada, kültür alanında başarılı ve saygı duyulan birçok Ermeni asıllı insan var. Bu insanlar maalesef içlerine yerleştirilmiş bu kini önemli yapıtlarına yansıtıyor ve bulundukları bölgelerdeki siyasi güçlerini bu konuda kamuoyu oluşturabilmek için kullanıyorlar.

Ermeni meselesinin dünya kamuoyunda doğru değerlendirilmesi için kine karşı kinle cevap vermek doğru olmayacaktır. Türkiye tezlerini bu insanları suçlayarak, kötüleyerek, onlara karşı düşmanca tavırlar alarak değil, olayların farklı boyutlarını daha sık ve daha etkin olarak dünya kamuoyuna aktaracak yaratıcılığı gösteren yapıtlar oluşturarak savunmalıdır. Senelerdir bu konuda gösterilen ataleti üstümüzden atmanın zamanı gelmiştir. Fransa Parlamentosunun temel demokratik haklara aykırı olarak aldığı karar bizi yıkıcı, suçlayıcı değil, yapıcı ve yaratıcı bir anlayışa yönlendirmesi bu konuda bize yardımcı olabilir. Bu haksız ve savunulması güç kararın dünya kamuoyunda oluşturduğu duyarlılığı iyi kullanabilirsek dünya kamuoyunda senelerdir süregelen dezavantajı avantaja döndürebiliriz. Bu konuda içerik geliştirmek ve bunların iletişimini en yaygın şekilde gerçekleştirmek üzere başta sanatçılarımıza, tarihçilerimize, yazarlarımıza ama sadece onlarla sınırlı kalmamak üzere her birimize görev düşüyor.

Dr. Argüden
yarguden@arge.com


Dünya Gazetesi
Yapısal Reformlar
Refah düzeyini artırabilen bir Türkiye için hangi siyasi partinin desteklendiğinden bağımsız olarak ciddi yapısal sorunları çözecek...
Tek Tip İnsan Yetiştirmek
Dünya ile rekabet edebilmek için tüm kaynaklarımızı verimli ve etkin kullanmalıyız. Ülkemizde her yıl yaklaşık 17 milyon...
Galatasaray ve Toplumsal Eğitim
“Kazanmak her şey değildir, ama kazanma azmi her şeydir” Vince Lombardi Toplumsal öğrenme sınıflarda değil, toplumu...
Takım Tutmak
Sizce bir önerinin kimin tarafından yapıldığı mı? Yoksa, içeriği mi önemlidir? Soru bu şekilde sorulduğunda çoğunluk, önerinin içeriğine...
Türkiye için Liderler, Dünya için Liderlik
Tarsus Amerikan Koleji (TAC) “Türkiye için Liderler, Dünya için Liderlik” anlayışıyla kurulan ve yaşayan ülkemizin en önemli...
Öğrenmemek Geri Kalmaktır
Geleceğimiz için en büyük tehlike, zamanını üretken faaliyetlerle ve öğrenmeden uzak geçirenlerin çoğalmasıdır. Bu nedenle, okulların tam...
Milli Entelektüel Sermayeyi Geliştirmek
Bir ülkenin gelişimi için en temel girdi entelektüel sermaye birikimidir. Çünkü düşünce eylemin temelidir. Kendi özgün...
Elektrik Yaşam Kalitesini Artırır
Bir ülkenin gelişmesini belirleyen en önemli iki unsur entelektüel sermaye birikimi ve enerji kullanımıdır. Özellikle her...
Türkiye Dünyaya Ne Katar?
Türkiye için yurt dışından çeşitli kesimlerce Bölgesel Güç, Global Aktör, Stratejik Ortak, Rol Model, Batının Truva...
Türkiye AB’ye Güç Katar
Türkiye Avrupa’nın üretim üssü, eğitim sisteminin rekabetçiliği için gerekli talebin kaynağı, emeklilikte en kaliteli yaşam merkezi...
Komşumuz Rusya
Karadenizden komşumuz Rusya Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda yerleşik olarak gelişmelerinin ilk durağı oldu. Elbette 1980’lerde yurt...
En Ucuz Enerji
En ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir. Dünyadaki ülkeler arası gelir dengesizlikleri azaldıkça, dünyanın enerji talebi artıyor....
Rekabet Özgürlüğü
Yaşam kalitesini geliştirebilmek her zaman daha iyiyi aramaktan geçiyor. Daha iyiyi bulabilmek ise her alanda rekabet...
Toplumsal Uyum
Toplumsal güç çeşitli vektörlerden oluşur. Bir gücü kuvvetli kılan bu vektörlerin aynı yöne yönelmesiyse, o gücü...
Davos ve Dünyaya Katkıda Bulunmak
Dünya’nın gündeminin belirlendiği, iş dünyası liderleriyle devlet başkanlarının, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve bilim adamlarının biraraya...
Küreselleşme ve Türkiye
İnsanoğlu yaşam mücadelesinde önceleri küçük takımlar kurarak avlanma ve korunma ihtiyaçlarını karşılarken, zaman içerisinde küçük yerleşim...
Yaşlılık Yönetimi Politika Önerileri
Demografik gelişmeler en kolay tahmin edilebilen trendler arasında olmasına rağmen, politika oluşturma sürecinde yeteri kadar değerlendirilmiyor....
Türkiye’nin Seçimi
Önümüzdeki seçimlerde hangi parti veya partiler iktidara gelirse gelsin, iktidarın üç konuda nasıl hareket edeceği yaşam...
Seçimlerde Aday Belirleme
Yaklaşan seçimlerde önümüzdeki dönemde ülkemizin yönetim kadrosunu belirlenecek. Bu seçimlerde oy kullanma oranlarının özellikle yüksek olması...
Türkiye’den Otomotiv Devrimi
Otomotiv sektörü dünyanın en önemli ve en büyük sektörleri arasında yer alıyor. Dünyada her sene 50...
Ekonomik Öncelikler
Seçim senesine girdiğimiz 2007 yılında siyasi partiler ekonomi politikalarını gözden geçiriyorlar. Bu konuda yapılan çalışmaların iyi...
Ermeni Meselesi
Geçen hafta Fransa Parlamentosu’nda alınan karar ile birlikte Türkiye’nin gündemine şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde oturan,...
Hangi Davranışı Teşvik Ediyoruz
Toplumsal olarak teşvik ettiğimiz davranışların sonuçlarına katlanmak durumundayız. Birçok konuda doğru davranışları teşvik etmediğimizin farkına bile...
Basketbolcular ve Toplumsal Eğitim
Dünya Basketbol Şampiyonasındaki Ulusal Takımımız yaklaşımıyla, elde ettiği sonuçlarla hepimize gurur verdi. Basketbol takımımızın özel davetle...
İşsizlik Sendromundan Kurtulmak
Araştırmalar Türkiye’deki en önemli sorunun işsizlik olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle girişimciler, siyasetçiler veya bilim adamları...
Kur Mu? Yönetim Anlayışı Mı?
Türk Lirasının daha değerli hale gelmesi ve dünyada başka ülkelerin de üretim kapasitelerini hızla geliştirmeleri üreticilerimizi...
Düşünce Merkezleri
Düşünce eylemin temelidir. Bireyler, kurumlar ve toplumlardan gelecek için fikri hazırlık düzeyi yüksek olanlar, geleceği şekillendirebilmek...
Türk – ABD İlişkilerini Geliştirebilmek
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve serbest piyasa ekonomisi gibi ortak idealleri...
Kara Afrika’dan Sarı Afrika’ya
Günümüzde küreselleşme konusundaki gelişmeler ele alındığında en önemli gelişmenin Çin’in yüksek kalkınma hızının dünya üzerindeki etkileri...
Türkiye’nin Markalaşması
Blgi ve iletişim süratli bir şekilde artırıyor ve yayılıyor. Buna bağlı olarak, insanlar yoğun bir bilgi...
E-Saglık
Bilgi teknolojilerinin en önemli katkı sağlayabileceği sektörlerden birisi de sağlık sektörü. Sağlık sektöründeki önemli teknolojik gelişmelere...
E-Eğitim
Kurumların en önemli varlığı insan kaynakları. Bu kaynağı sürekli olarak geliştirebilen ve güncel bilgiyle donatabilen şirketler...
Kurumsal Yapılar ve Yatırım
Bir ülkenin gelişmesinde en önemli girdilerden birisi de o ülkeye yapılan yatırımlardır. Uluslararası şirketlerin bir ülkeye...
Türk ABD İlişkilerini Geliştirmek
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve serbest piyasa ekonomisi gibi ortak idealleri...
Antalya’nın Markalaşması
Antalya son yirmi yıldaki yatırım atağı ile dünyanın önemli turizm merkezleri arasına girmeye başladı. Ancak, Türkiye’nin...
Eğitimde İçerik ve Süreç
Türkiye, eğitim çağındaki gençlerin toplam nüfusa oranı en yüksek olan ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle...
Yalın Vergi
Vergi devleti devlet yapan kaynakların temeli, toplumların kamu hizmetlerini gerçekleştirebilmesinin aracıdır. Vergi sisteminde geçerli olması beklenen...
Tarihe Küresel Bakış
“Türkler: Bin Yılın Yolculuğu” sergisinin İngiliz Kraliyet Sanat Akademi’sinde açılmasına fikri ve maddi katkıda bulunanları kutlamak...
Kızlarını Eğiten Yaşam Kalitesini Geliştirir
Bir toplumun gelişmesi, yaşam kalitesinin artması, o toplumun insan kaynaklarını ne kadar etkin kullandığı ile belirleniyor....
İstihdamı Geliştirmek
Türkiye’nin en önemli sorunu istihdam sorunudur. Çeşitli tahminlere göre geçtiğimiz bir yıl içinde işsizler ordusuna katılan...
Bilimsel Çalışmalarla Politika Üretmek
Ülkemizde politika üretmek (“policy analyses”, “policy development”) kavramı, politika yapmak (“politics”) kavramı ile karıştırılıyor. Zaten politika...
Yaşlılığın Finansmanı
Cumhuriyet tarihine baktığımızda en önemli uğraşımız nüfusu ve ekonomisi hızla büyüyen bir ülkenin ihtiyaçlarına yetişmek olduğunu...
Vergi Reformu
Devleti devlet yapan en önemli unsurlardan birisi de vergi koyma yetkisidir. Bu yetkisini sorumlu, adil ve...
E-birey ve E-devlet
Dünyada önemli bir devrim gerçekleşiyor: İnsanlar için iletişimde zaman ve mekân bağımlılığını ortadan kaldıran, bilgiye erişim...
Yarını Arayışlar
Geçtiğimiz hafta sonu ARGE Danışmanlık ve NMC tarafından “Yarını Arayışlar” toplantısı düzenlendi. Toplantıya, fikirleriyle, kararlarıyla ve...
Kıbrıs ve Karar Teorisi
İnsanlar tarih boyunca yaşamlarını sürdürmek ve yaşam kalitesini artırmak için hep seçim yapmak ve karar vermek...
Türkiye’nin Tanıtımı
Ülkemizi hem yurt içinde, hem de yurt dışında yeteri kadar iyi tanıtamıyoruz. İşte ispatı: (i) Türkiye’ye...
Verimsizlik Yolsuzluktan Daha Kötü
“İki şişe süt çalanla, iki şişe sütü sokağa döken arasında ne fark var?” Yolsuzluk gerçekten bir...
Yaratıcı İnsanları Cezbetmek
Ülkemizin refah düzeyini, bu topraklarda yaşayanların yaşam kalitesini artırmak için yatırımlara ihtiyaç var. Bu yatırımları finanse...
Üniversite Reformu
Üniversiteler bir toplumda bilgi üretimi ve yaratıcılığın geliştirilmesi için büyük öneme sahip kurumlardır. Ülke refahını artırmak...
Okul Kitapları
Bu hafta yaklaşık 15 milyon genç bir eğitim yılını daha tamamlayıp yaz tatiline çıkıyor. Öğrencilerin performans...
E-Devlete Doğru
31 yıldır sürdürülen çalışmalar sonunda bu hafta nüfus kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasını sağlayan Mernis projesi hayata...
2020 İçin Rekabet Stratejileri
Geçmişi değiştiremeyiz, ama geleceği kazanabilir veya kaybedebiliriz. 2020 yılında daha güçlü bir Türkiye, refah düzeyi daha...
AKP Bunları Yapabilecek mi?
Bu hafta Türkiye siyasetinde önemli bir değişim yaşandı. Ancak, ülkemiz için önemli olan bu hafta yaşanan...
Offset Uygulamaları
Geçen hafta Ege Serbest Bölgesi (ESBAŞ) ülkemizde ilk kez “Offset” uygulamaları konusuda bir sempozyum düzenledi. “Offset”...
Dünya Markası Olarak Türkiye
Ülkemizin dünyada aranan bir marka haline gelmesini sağlamak ürün ve hizmetlerimizle yarattığımız katma değerin yükselmesine yardımcı...
Piontek, Derwall ve Terim’ler
Türkiye futbolda önemli bir başarıya imza attı. Öncelikle, bu başarıyı getiren futbolcularımızı, teknik heyeti ve idarecileri...
Reel Sektörde Değişim
Ülkemizde makro ekonomik düzeyde önemli reformlar gerçekleştiriliyor. Ancak, bu reformların yarattığı altyapı üzerinde şirketlerimizin de başarıyı...
Test Odaklı Eğitim Sistemi
Dünya ile rekabet edebilmek için tüm kaynaklarımızı verimli ve etkin kullanmalıyız. Ülkemizde her yıl yaklaşık 17...
A.B.D. ile Stratejik İşbirliği
Uzun senelerdir A.B..D. ile ilişkilerimiz ağırlıklı olarak siyasi ve askeri konularla sınırlı olarak gelişti. Türkiye’nin Kore...
Küresel Rekabet Gücü – 2
Ülkemizin rekabet gücünü artırmak için sadece kamu sektöründe değil, özel sektörde de zihniyet değişimi gerekiyor. Dünya...
Küresel Rekabet Gücü – 1
Bir ülkenin rekabet gücünü belirlemede en etkili performans ölçütü gelişmenin geçmişle değil, diğer ülkelerle karşılaştırmasıdır. Dünya...
Beyin Gücü
Türkiye önemli bir reform sürecinden geçiyor. Kamunun rolü yeniden tasarlanıyor, finansal sistem yeniden yapılandırılıyor ve hatta...
Dünyayla Rekabet
“Rekabetin olmadığı bir ortamda büyük işler başarmak çok kolaydır.” Willian van Home Bir ülkenin rekabet gücünü...
Eğitimde İçerik
“En yüksek getiriyi sağlayan yatırım, bilgiye yapılan yatırımdır.” Benjamin Franklin Ülkemizde her yıl yaklaşık 15 milyon...
Cazibe Merkezi
“Kaderimizi yıldızlarda değil, kendi içimizde aramalıyız.” William Shakespeare Ülkemizin gelişmesi için yatırıma, yatırımların gerçekleşmesi içinse yabancı...