Ana Sayfa
Makaleler
Kamu Reformu
Üst Kurullar

Dünyada değişen ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar karşısında devletin rolü sorgulanıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi sistemlerinin yaygın kabul görmesi, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yetki ve sorumluluk alanlarının daha net bir biçimde tespitini zorunlu kılıyor.

Özellikle, devletin ekonomiye müdahalesinin şartları ve etkinliği, ülkelerin adil bir rekabet ortamına kavuşmalarında, refah düzey ve dağılımında belirleyici bir rol oynuyor.
Ülkemizde de gerek toplumsal baskılar, gerekse uluslararası kuruluşların talepleri doğrultusunda önemli bir yapısal değişim yaşanıyor. Devlet, hem düzenleyici ve denetleyici, hem de uygulayıcı olmaktan çıkıp, ağırlıklı olarak düzenleme ve denetleme rolleri üzerinde odaklaşmaya çalışıyor. Bir yandan kamu yatırımlarının kısılması ve özelleştirmeyle atılan adımlar, diğer yandan son yıllarda özerk üst kurullara devredilen yetkiler bu değişimin göstergelerini oluşturuyor.

Ancak, devletin performansında gelişme sağlanabilmesi için hem yapısal, hem de yönetim anlayışındaki değişimlerde dikkat edilmesi gereken hususlar var.

Devletin kamu yararını gözeterek ekonomiye müdahalesi sadece piyasanın etkin çalışamadığı durumlarda müsaade edilmelidir.
Piyasaların etkin çalışmasını önleyen durumlar şu şekilde özetlenebilir:
(i) örneğin, bir mahalle için tahsis edilen bekçinin maliyetine kim katlanırsa katlansın tüm mahallenin güvenlik hizmetinden faydalanması gibi pozitif ekonomik dışsallığın bulunduğu durumlarda) toplumsal optimizasyon için yeterli yatırımın yapılamaması;

(ii) örneğin, kalitesiz yakıt kullanmanın hava kirliliğine katkısından dolayı bir maliyet yüklenilmemesinin (negatif ekonomik dışsallığın bulunduğu durumlarda) toplumsal optimizasyonun gerektirdiğinden daha fazla ucuz ve kalitesiz yakıt kullanılması;

(iii) bankacılık sektörü gibi piyasa oyuncuları arasında bilginin dengesiz olması: ve

(iv) evlere döşenen elektrik kabloları gibi doğal tekel durumunda tekelci istismar potansiyelinin olması.

Üst kurulların belki de en önemlisi Rekabet Kurulu. Rekabet Kurulu piyasa mekanizmalarının sağlıklı çalışması için piyasayı denetleyen ve tekel veya oligopol gibi güçlü konumdaki piyasa oyuncularının bu konumlarını rekabeti bozucu şekilde kullanmalarını önlemek üzere görevlendirilen bir kurul. Telekomünikasyon kurulu gibi birçok diğer kurulun kurulma nedeni ise Rekabet Kurulu’nun konumu gereği, müdahaleleri ex-post, yani uygulama gerçekleştikten sonra, yapması. Telekomünikasyon gibi teknolojik gelişmenin çok hızlı olduğu bir sektörde ex-ante, yani zarar oluşmadan önce müdahale, yapılmaması durumunda piyasaya verilen zararın telafisinin neredeyse imkansız olduğu ve konunun teknik detaylarının önem taşıdığı durumlarda özel bilgiyle donatılmış bir kurumun oluşmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle, hangi alanlarda özerk üst kurullar kurulması gerektiğine özellikle dikkat etmek gerekir. Kurul enflasyonu yaratmamaya özen göstermeliyiz.

Ancak, piyasa mekanizmasının etkin çalışamadığı durumlarda devlet müdahalesinin en etkin sonucu vereceği de garanti değildir. Örneğin, doğal tekel durumunda devletin piyasa oyuncularına maliyet artı makul kar formülüyle müdahalesi genellikle pahalı ve verimsiz yatırımlara yol açabilmektedir!

Özellikle, uzun vadeli yatırımlar gerektiren sektörlerin ufku seçim dönemleriyle sınırlı bir yapı tarafından denetlenmesinin mahsurlarının giderilmesi, teknik uzmanlık isteyen bir yapının oluşturulması ve düzenleme ve denetleme görevlerinin günlük siyasi müdahalelerden arındırılması için bağımsız düzenleyici kurullar kurulması benimsenmektedir.

Düzenleyici kurulların ana hedefi tüketicileri firmaların piyasa güçlerini kötüye kullanmalarından korumak ve yeterli yatırım ve rekabeti sağlayacak düzenlemeleri yapmaktır. Bu hedefe ulaşabilmek için düzenleyici kurullar kural koyma, koyulan kuralların işleyişini izleme ve denetleme, soruşturma yapma, karar verme ve kararları icra etme, ve piyasa oyuncularını eğitme gibi faaliyetler yürütürler.
Düzenleyici kurulların bu faaliyetleri etkin olarak yürütebilmeleri için bağımsız, saydam, hesap verebilir, uzman ve güvenilir olmaları gerekir. Ancak, bu kavramların tanımı çok net olarak yapılmalıdır.

Örneğin, düzenleyici kurullarda çalışanların konularında uzman olmanın yanı sıra gerek siyasilerden, gerekse piyasa oyuncularından bağımsız olmalarının istenmesi kime, neyin hesabını, nasıl vereceklerinin tanımının yapılmaması anlamına da gelmemelidir. Hesap verebilirlik mekanizmasının olmadığı bir idari bağımsızlık savunulamaz.

Dolayısıyla, devletin ağırlıklı olarak düzenleme ve denetleme fonksiyonları doğrultusunda yapılandırılması sağlanırken, düzenleyici kurulların Başkan ve üyelerinin atanma süreci, uzman seçim süreci, bütçelerinin onaylanması ve denetlenmesi süreci, kural koyucu, karar verme ve uygulama fonksiyonlarının ayrıştırıldığı bir yapının oluşturulması ve meclis, yargı organları, ve sektör oyuncuları ile ilişkilerinin de şeffaf bir biçimde düzenlenmesi gerekir.

Örneğin, düzenleyici kurul üye ve başkanlarının seçiminde belli politik partilere yakınlık kriteri değil, bilgi ve güvenilirlik düzeyi esas alınmalıdır. Adayların hangi yetkinlik alanları ve düzeylerinde olmalarının belirlenmesi hangi kurumdan geleceğinden daha önemlidir. Aynı zamanda, adayların birlikte başarılı bir takım olarak çalışabilme potansiyelleri de değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmelerin ve atamaların, mecliste sivil toplum kuruluşlarının ve piyasa oyuncularının temsilcilerinin de rol aldığı şeffaf bir sorgulama sürecinden sonra yapılması bu konudaki güven unsurunu geliştirecektir. Bu sorgulama sürecinin TRT 3’ten yayınlanması bu önemli kurumlara duyulan toplumsal güveni artırıcı bir etki yapabilir.
Bu kurulların çalışma düzeninde katılımcılık ilkesine özel önem verilmelidir. Örneğin, kuralların koyulması aşamasında diğer kamu kurumlarının, meslek örgütlerinin, düzenlemeden etkilenecek özel sektör şirketlerinin ve yerel halkın temsilcilerinin de fikri katkılarının alınması bir çok fayda getirecektir. Şeffaf bir süreç içinde böylesi bir katılımın sağlanması, kuralların benimsenmesi, daha geniş kitleler tarafından takip edilmesi ve uygulanması şansını artıracaktır.

Bu kurullar için net olarak ortaya konmuş performans kriterleri belirlenmelidir. Bu kriterlerin belirlenmesinde kıstas diğer ülkelere göre daha etkin bir ortam yaratılması olmalıdır.
Örneğin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kendisine hedef olarak Türkiye’deki enerji fiyatlarının dünyadaki diğer ülkelere göre rekabetçi düzeye çekilmesi, talebin olduğu her yerde enerjinin bulunabilirliğinin sağlanması ve bunun en düşük bütçe ile sağlanması olarak belirlenmelidir. Performans konusunda hesap verme sürecinin de özel sektör, tüketici ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerine de açık olarak yapılması toplumun devlete duyduğu güveni artıracaktır.

Bu kurulların başarılı olabilmesi için hızlı çalışan etkin bir hukuk altyapısına da ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır. Örneğin, bugünkü itiraz merci olan Danıştay’ın bu konudaki yetkinliği sorgulanmalıdır.

Bu kurulların etkin çalışabilmesi için uymaları gereken önemli ilkeler var:

(i) Etkin bilgi düzeyi: piyasa oyuncularının hareketlerini öngörmek, anlamak ve bu uygulamaların kamu yararına olacak şekilde yönlendirilmesini sağlayacak kurallar koymak üst düzeyde teknik, ekonomik, sistem ve düzenleme bilgi ve becerisi gerektirir. Dolayısıyla, farklı bilim alanlarında uzmanlaşmış, birlikte çalışma yetkinliğine sahip ve adalet duygusu yüksek bir kadronun oluşturulması gerekiyor. Bu ise kurullarda çalışanların uygun bir ücret ve ödüllendirme sistemi ile yönetilmesini zorunlu kılıyor.

(ii) Şeffaflık ve katılımcılık: Piyasa oyuncularının ve toplumun güvenini kazanmadan kurulların etkinliği sağlanamıyor. Güven kazanmak için ise düzenleyici ve denetleyici kurulların yetkinlik düzeyi tek başına yeterli olamıyor. Teknik detayların güçlüğü bahane edilerek kararların kapalı kapılar arkasında verilmesi güven duygusunu zedeliyor. Bu nedenle, bu kurulların süreçlerini şeffaf ve çeşitli paydaşların dinlenmesini içerecek şekilde yapılandırmaları gerekiyor.

(iii) Başarı ölçütünün “kamu yararı” olarak belirlenmesi: Kurulların tüm kararlarının alınmasında kamu yararının nasıl etkilendiğinin açıkça ortaya konması gerekiyor. Bu uygulama adil davranışı ve kamuoyu ile paylaşımı da içerdiğinden kararların tutarlı olmasını sağlamada da yardımcı oluyor.

(iv) Karar ve uygulama süreçlerinin hızlı olması: Geciken adalet, adaletsizliktir. Kurulun değişen şartlara ve piyasadaki gelişmelere duyarsız kalması ve/veya bu konudaki kararlarının gecikmesi toplumsal güvenin sarsılmasına ve piyasa oyuncularının hakemin hakemliğine güvenememelerine yol açar. Bu nedenle, bir yandan katılımcılığı ve şeffaflığı sağlarken, diğer yandan hızlı karar ve yaptırım uygulama gereği de gözden kaçırılmamalıdır.

(v) Kararlılık: Piyasa oyuncularının kuraları hiçe saymaması ve toplumun güveninin kazanılması için cezaların caydırıcı boyutta olmasına dikkat edilmeli, ve özellikle kamuoyuna rahat anlatılabilecek örneklerin ortaya çıkarılmasına öncelik verilmelidir. En büyük ve güçlü oyunculara karşı bile karalılığın gösterilebilmesi için “özerklik” gereklidir.

Ancak, üst kurulların “özerkliği” ile ne anlaşıldığı konusunda ülkemizde yaygın bir mutabakat yok. Kurulların bağımsızlığını etkileyen birçok faktör var.
1. Kurulun hukuki kuruluşunda özerkliğin vurgulanmış olması,
2. dengeli ve sürdürülebilir bütçe kaynaklarına sahip olabilme,
3. hukuk sistemi dışında başka kurumların kurulun kararlarını değiştirebilme hakkının olup olmaması,
4. kurulun başkan ve üyelerinin seçilme ve değiştirilme süreci,
5. kurul üyelerinin sektör oyuncuları ile ilişkilerinde bağımsızlık sağlama gereği,
6. kurulun teknik personelini oluşturma ve yönetme konusundaki özerkliği,
7. kurul personelinin farklı deneyim ve yetkinlik birikimine sahip olması.

Ancak, kurulların da “düzenleme ve denetleme” fonksiyonlarını “derebeylik ve diktatörlük” olarak algılamamaları gerekiyor. Siyasi sorumluluğun seçilmişlerde olması, “kamu yararı” ile ne anlaşıldığının, hedeflerin ve ana politikaların siyasiler tarafından oluşturulmasını bu ana politikalar çerçevesinde belli sektördeki kuralların ise özerk kurullar tarafından konulmasını ve denetlenmesini gerektiriyor. Politika oluşturmak seçilmişlerin, onun uygulanmasını sağlamak ise özerk kurulların görevi olmalıdır. Siyasiler, bu kurulların günlük işlerine karışmamalıdır. Ancak, kurular da görevlerini etkin yapma konusunda seçilmiş siyasilere karşı sorumlu olmalıdır.

Bağımsızlık siyasi yönetimin yerine politika oluşturmak olarak değil, siyaset kurumu tarafından oluşturulan ana politikalar çerçevesinde kuralların siyasiler ve lobicilerden etkilenmeden ödünsüz ve etkin olarak uygulanması şeklinde algılanmalıdır.

Özetle, kamunun etkinliğini artırmak için devletin, düzenleme ve denetleme faaliyetlerinde katılımcı bir anlayışı benimsemesi, hizmet sunduğu alanlarda rekabetçi piyasa yapısından faydalanması, ve önceliklerin tespitinde vatandaşın sesini dinleyici mekanizmalar oluşturması gerekiyor. Bu yönetim anlayışının benimsenmesi ülkemizdeki kamu sektörünün yeniden yapılanma sürecinin başarısı için bir gerekliliktir.

Üst kurullara ilişkin çerçeve kanun tasarısında aşağıdaki konularda düzenlemeler yapılması önem taşımaktadır.

Hangi gerekçeler ile hangi alanlarda üst kurul kurulabileceği belirtilerek kurul enflasyonu önlenmelidir.

Üst kurullara atamalar yapılırken öncelik, üyelerin hangi kurumdan geldiği değil, yetkinlik düzeylerinin yeterliliği, kurul olarak hangi alanlardaki yetkinliklere sahip olunması gerektiği ve seçim sürecinin şeffaflığı ve güven verici olmasında olmalıdır. Bu nedenle, üst kurul üye atamalarının liyakat ve ehliyetin değerlendirildiği şeffaf bir sorgulama süreci (sektör temsilcileri, sivil toplum örgütleri, çeşitli kamu kuruluşlarının katılımıyla kamuoyu önünde gerçekleştirilen) soncunda seçilmişler tarafından (hükümet ve/veya meclis) yapılması gerekir.

Üst kurulların kararlarını şeffaf ve katılımcı bir süreç ile toplum yararını gözeterek vermeleri sağlanmalıdır. Kararların, hukuk sistemi dışında değiştirilememesine önem verilmelidir. Kararlara hukuki itiraz sürecinin hızlı işlemesinin sağlanması devletin etkinliği açısından çok önemlidir.

Üst kurulların kararları karar bazında sadece hukuk sisteminin denetimine tabi olmasına rağmen, kararların bütünlüğüne ilişkin performans değerlendirmeleri kamuoyuna açık, şeffaf bir sorgulama süreci çerçevesinde ve sonuç odaklı olarak yapılandırılmalıdır.

Dr. Argüden
yarguden@arge.com


Kamu Yönetiminde Karar Kalitesi
İnsanoğlu, özlemlerini gerçekleştirebilmek, yaşam ile ilgili risklerini yönetebilmek üzere topluluklar halinde yaşamaya başladığından bu yana ortaklaşa...
Demokraside Rekabet Engelleri
İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için...
Verimliliği Artıran Şehirler
Dünyada şehirleşme ve ekonomide hizmet sektörünün payı her geçen gün artıyor. Her geçen gün daha çok insan...
Hissedar Olarak Devlet
Ekonomik kriz dünyada birçok bankanın devletleştirilmesine neden oldu. Bunların arasında Fortis, Dexia gibi bizim daha önce...
Yalın Devlet
Küresel ekonomik kriz dünyada devletlerin rolünün tekrar tartışılmasını gündeme getirdi. İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir...
Belediye Seçimleri
Belediye seçimleri ile ilgili olarak kamuoyunun genellikle odaklandığı konu adayların kişisel özellikleri ve hangi partiye mensup...
Düzenleyici Etki Analizleri
Devlet birçok konuda aldığı kararlarla toplumsal yaşamın kalitesini etkiliyor. Toplumsal kararlar, gerek karmaşıklıkları nedeniye, gerekse uzmanlık...
Yazı Tura İle Politika
Doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasındaki en önemli fark sosyal bilimlerde yapılan gözlemlerin gözleneni değiştirmesidir. Örneğin,...
Düzenleyici Etki Analizleri
Kamu kaynaklarını doğru ve verimli bir şekilde kullanmak bir ülkenin gelişimi için en önemli konulardan birisidir....
İyi Yönetişim El Kitabı
Kamu kaynaklarını doğru ve verimli bir şekilde kullanmak bir ülkenin gelişimi için en önemli konulardan birisidir....
Vergi ve Toplumsal Uzlaşma
İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için...
Demokrasi Performanstır
Küresel vatandaşlığın ön plana çıkmaya başladığı bir dünyada ne insan hakları, ne de demokrasi geleneksel anlamlarıyla...
Kamu Sektöründe Fizibilite
Kamu sektörü projeleri toplumsal fayda sağlamak üzere gerçekleştirilen ve vergi gelirleriyle finanse edilen yatırımlardır. Bu nedenle,...
Kamu Müdahalesi ve Strateji
Ülkemizde düzenleyici ve denetleyici kurulların rolü her geçen gün artıyor. AB süreci ile birlkte yükselen bu...
Kamusal Nitelikli Hizmetler
Bazı hizmetler sadece o hizmetin ücretini ödeyenlere değil, aynı zamanda toplumun daha geniş kesimlerine de fayda...
Kamu Reformu
Devletin rolü sadece ülkemizde değil, bütün dünyada tartışılıyor. Bu tartışma kamu otoritesinin en azından yedi sorumluluk...
Üst Kurullar
Dünyada değişen ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar karşısında devletin rolü sorgulanıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi...
Tutumluluk Verimlilik, Etkinlik
Refah düzeyimizi geliştirmek için toplum olarak bu kavramları yaşamımızın her evresine yansıtmayı öğrenmeliyiz. Özellikle de kamu...
Yerel Yönetim Reformu
Ülkemizde önemli bir reform süreci başladı. Kamu Yönetimi Temel Kanunu geçici maddeler haricinde TBMM’nce kabul edildi....
Özelleştirme ve Kamu Reformu
Özelleştirme Türkiye’nin, lügatına giriş tarihi itibarıyla öncüler arasında olduğu, uygulama açısından ise çok geri kaldığı bir...
Üst Kurulların Bağımsızlığı
Devlet doğru ve etkin çalıştığında vatandaşlarının refah düzeyi artıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi günümüzde çoğu...
Kamu Yönetimi ve Etik Değerler
Kamu sektöründeki “güven açığı” kamu yönetiminin en önemli sorunu haline geliyor. Bu durum, özellikle demokrasi ile...
GSMH Ölçümünde Kalitenin Rolü
Her yıl, özellikle de gelişmiş ülkelerin, GSMH hesaplarında servis sektörünün payı artıyor. Üstelik ülkeler arasındaki GSMH’nın...
Kamu Yönetimi Reformu
Devletin rolü sadece ülkemizde değil, bütün dünyada tartışılıyor. Bu tartışma kamu otoritesinin en azından beş sorumluluk...
Kamu Yönetimi ve Üst Kurullar
Dünyada değişen ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar karşısında devletin rolü sorgulanıyor. Demokrasi ve liberal piyasa ekonomisi...
Güvenilirliğin Yedi İlkesi
Başkalarının kaynaklarını kullanan herkes, onların güvenini kazanmak zorundadır. Ülkemizde yaşanan derin kriz, ABD’de dünyanın en büyük...
Güven Açığı
“Doğruları söyleme, sorumlu bir yurttaş olmanın baş koşuludur.” J. Edgar Hoover Kamu sektörü bütçe açıklarının, enflasyon...
Devlet ve İnternet
“Bugünün en önemli sorunu, geleceğin eskisi gibi olmadığıdır.” Paul Valery Davos her yıl dünyaya yön veren...